Kayıtlar

Ağustos, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Chapter 2 - İçeridekiler

Hayat bazen bir nesnenin sessiz ağırlığında saklıdır. Küçük, sıradan görünen bir şey… ama içinde taşıdığı ihtimal, insanın nefesini fark ettirmeden keser. Bu gece, o ağırlık masamda duruyor. Odam karanlık değildi, ama aydınlık da sayılmazdı. Tek ışık kaynağı, yarı açık perdeden sızan solgun sokak lambasıydı. Toz zerrecikleri, o ışık huzmesinde yavaşça süzülüyordu—sanki zaman bile ağır çekimde akıyordu. Masamın üzerinde, defterlerin, yarım kalmış notların ve soğumuş kahve fincanlarının arasında, o zarf vardı. Zarftan gözlerimi çekmeye çalıştım. Başarısız oldum. Görmüyordum, izliyordum. Günün yorgunluğu omuzlarımı çökmüş gibi hissettiriyordu ama asıl ağırlık başka yerdeydi. İçimde. Sanki göğüs kafesimin ortasında, görünmez bir taş duruyordu. Her nefes alışımda biraz daha büyüyordu. “Belki de açmam gerekmiyor,” dedim kendi kendime. Sesim boş odada hafif yankılandı. Ama beynimin arka planında, fısıltıya benzeyen başka bir ses cevap verdi: Kael… zaten buraya kadar geldin. O an...

Chapter 1 - Gözden Kaçmayan Şeyler

 Bugün dükkâna adımımı attığımda, hava hâlâ griydi. Aynı şehir, aynı sessizlik. Fakat bu sabah sanki sesler biraz daha azdı… ya da ben duyamıyordum. Yaşlı kitapçı yerinde yoktu. Sırtında eski paltosuyla az ilerideki postaneye gittiğini söylemişti. Dükkân bana kalmıştı. Rafları düzenlemeye başladım. Kitapların sırtlarını silerken, parmağıma ince bir kesik oldu. Küçük, önemsiz bir şeydi. Ama acısı uzun sürdü. Masanın kenarındaki not defterime kan bulaştı. Sayfayı yırtmak istemedim; leke orada kaldı. Bir iz gibi. Kapı çaldı. İçeri genç bir adam girdi, elinde yıpranmış bir kutu vardı. Konuşmadan masama bıraktı. “Kayıp kitap iadesi” dedi. Kutunun üstünde gönderici bilgisi yoktu. Kutuyu açtım; içinde sadece tek bir kitap vardı. Kapağı tamamen siyahtı. Başlık, yazar adı yoktu. İçini açtığımda sayfalar bomboştu. Sadece en arka sayfanın ortasında küçük bir cümle yazılıydı: “Bazı şeyleri sakladığını biliyorum.” Başımı kaldırdığımda adam gitmişti. Kafamın içinde bir uğultu vardı artık. Depo a...